Semaglutid ve tirzepatid gibi GLP-1 reseptör agonistleri, obezite ve tip 2 diyabet tedavisinde son yılların en dikkat çekici gelişmelerinden biri olmuştur.
Ancak tedavi sürecinde veya sonrasında bazı hastalarda:
GLP-1 ilaçları iştahı baskılar; ancak metabolik adaptasyon, enerji dengesi ve makro besin toleransı bireyden bireye değişebilir. İşte bu noktada beslenme yönetimi kritik hale gelir.
Nutriform DNA testi, karbonhidrat, protein ve yağ metabolizmasıyla bağlantılı tek nükleotid polimorfizmlerini (SNP’ler) analiz ederek genetik bilgileri uygulanabilir beslenme stratejilerine dönüştürür.
GLP-1 tedavisi alan veya tedaviyi bırakma aşamasında olan hastaların hassas yönetimini destekler, diyabet bakımını iyileştirir ve beslenme önerilerinin kişiye özel planlanmasının neden önemli olduğunu gösterir. Böylece beslenme danışmanlığı, genel önerilerden çıkarak veriye dayalı, bireyselleştirilmiş bir sürece dönüşür.
Beslenme tavsiyelerinin çoğu genel popülasyon ortalamalarına dayanır:
Ancak bireyler bu önerilere aynı şekilde yanıt vermeyebilir.
Beslenme planlarının etkinliği, kişinin karbonhidratları, proteinleri ve yağları nasıl metabolize ettiğine bağlı olarak değişebilir. Böylece işe yarayıp yaramayacağı belirsiz tekrar eden öneriler yerine, biyolojiye göre uyarlanmış hassas beslenme rehberliği sunulur.
Semaglutid ve tirzepatid gibi GLP-1 reseptör agonistleri kilo kaybını destekler.
Ancak süreçte:
Bu noktada genetik temelli beslenme yönetimi süreci destekleyebilir.
Protein Yanıtı (GCKR, PPP1R3B)
Yağ Metabolizması (APOA2, PPARG, FADS)
Karbonhidrat Yanıtı (FGF21, MTNR1B)
GLP-1 tedavisi kademeli olarak bırakıldığında sıklıkla:
Bu hassas dönemde genetik uyumlu bir yol haritası önem kazanır.
Örneğin: